Yeni Zelanda

İnsanlara "Vay be" dedirtebilmek

İsmim Roschan. Bir yıl önce, şef (aşçıbaşı) olarak çalışmak üzere Sri Lanka'dan Yeni Zelanda'ya geldim. Waiheke adasında çalışıyorum. İşimi çok seviyorum ve her gün yeni bir şey öğrenerek kendimi geliştiriyorum. Restoranımıza gelen güzel insanlara güzel yemekler yapmak beni gerçekten çok mutlu ediyor.

Otelcilik işinde 10 yılı aşkın tecrübem var. Daha önce Sri Lanka, Dubai ve Kuveyt'te çalıştım ama Yeni Zelanda'da yaşamaktan çok keyif alıyorum. Burası kesinlikle çok güzel bir ülke.

Yapmayı en sevdiğim, favori yemeğim; kuzu kaburga. Boş zamanlarımda yeni tarifler yaratmayı, yeni pişirme yöntemleri denemeyi ve yaptığım bu çalışmaların videolarını çekip yayınlamayı seviyorum. En çok hoşuma giden ise bu yemekleri insanlar sunmak ve onlara "VAY BE" dedirtebilmek.

Ailem, özellikle biri 6 diğeri 12 yaşındaki iki oğlum hayatta en değer verdiğim, benim için en önemli varlıklar. Şu an Sri Lanka'da yaşıyorlar. İleride onları yanıma getirtebilmek en büyük isteğim.

Dünyadaki tüm insanlara "Afiyet olsun" demek istiyorum. Hepimizin, diğer insanlarla bağ kurmaya, birbirimizi anlamaya ihtiyacı var. Eğer bunu başarabilirsek, dünya çok daha güzel bir yer olacak.  

Roschan
Waiheke Adası, Auckland, 14 Ekim 2018

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi "İnsan Hikayeleri Projesi" fotoğrafçılarına aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Fotoğrafçı Hakkında

Devamı

Hayat aslında basit ve kısa

23 yaşındayken, daha iyi bir sahip olmak için Fiji Adaları'ndan Yeni Zelanda'ya geldim. 15 yıldır Auckland’ta yaşıyorum. Eşim Yeni Zellandalı bir bahçıvan. Arılardan elde edilen ürünleri satan Colony firmasının Auckland'taki tek dükkanında satış danışmanı olarak çalışıyorum. 

Yaptığım işi ve arıları seviyorum. Arıların kolonilerinde ürettiği faydalı ürünler ile bütün gün içiçe çalışmak, bu küçük canlıların bal yapmanın ötesinde ne kadar önemli olduklarını anlamama yardımcı oldu. Arıların bütün ekosistemi ayakta tutan barışcıl yol ve yöntemleri tüm insanlığa örnek olmalı diye düşünüyorum.

Mutlu bir insan olarak misyonumun sadece arılarla ilgilenmek olmadığını, aynı zamanda sağlık, sanat ve kültür yoluyla içinde yaşadığım topluma ve dolayısıyla tüm dünyaya yardım etmek olduğunu düşünüyorum.

Hayat aslında basit ve kısa. Yaptığımız seçimler ile herşey kendi ritmi içerisinde devam ediyor. Mutlu olmayı unutmamak ve hayatı kucaklamak ise yine bizim seçimimiz.

Suragni Sharma 
Auckland, Yeni Zelanda, 24 Ekim 2018

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi "İnsan Hikayeleri Projesi" fotoğrafçılarına aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Fotoğrafçı Hakkında

Devamı

Babamı yıllarca göremedim

Hikayem 1. Dünya Savaşı'yla başlıyor. Büyükbabam İngiltere'de doktorluk yaparken biraz da macera arayışıyla buraya taşınıyor. Birinci Dünya Savaşı çıktığı zaman karısına savaşa gideceğini, eğer gitmezse çocuklarının yüzüne bakamayacağını ve kendisini asla affetmeyeceğini söylüyor. Bu şekilde orduya katılıyor, dağıtım için Kahire'ye gönderiliyor fakat orada hastalanıyor, iki hafta sonra, babaannem beşinci çocuklarına hamileyken ölüyor. Bu babaannem ve tüm ailemiz için çok üzücü bir hikaye. Kocası geri gelmiyor, en küçük çocuğunu hiç göremiyor. Büyükbabam çok iyi bir insan olmasının yanı sıra Yeni Zellanda'nın ilk cerrahı olması dolayısıyla zamanında buralarda bayağı ünlüydü.

Babam, annem bana hamileyken savaşa gittiğinden dolayı onu 3,5 yaşına kadar göremedim. Annem, ben ve iki ablamla beraber kız kızaydık. Savaştan sonra ailemize küçük erkek kardeşimin katılmasıyla annem ve babam mutluluktan havaya uçtular. 

Hayatımın büyük bir kısmında burada yaşadım. Evlendim, üç oğlum var. En büyükleri burada doktorluk yapıyor. Ortanca Avustralya'da işadamı. En küçükleri ise Tokyo, Japonya'da banker olarak çalışıyor. Tam dokuz tane çok tatlı torunumuz var. 

Kocam vefat etti. Çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Mükemmel bir eşim, iki ablam ve erkek kardeşimle beraber sevgi dolu bir ailem oldu. Bütün dünyayı dolaştım. İstanbul'a iki kere gittim, camilere ve boğaza bayıldım. 

Ben de bir gezginim, ülkemi ziyaret ettiğiniz için teşekkür ederim. 

Sally
Auckland, Yeni Zellanda, 24 Ekim 2018

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi "İnsan Hikayeleri Projesi" fotoğrafçılarına aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Fotoğrafçı Hakkında

Devamı