Hikayem 1. Dünya Savaşı'yla başlıyor. Büyükbabam İngiltere'de doktorluk yaparken biraz da macera arayışıyla buraya taşınıyor. Birinci Dünya Savaşı çıktığı zaman karısına savaşa gideceğini, eğer gitmezse çocuklarının yüzüne bakamayacağını ve kendisini asla affetmeyeceğini söylüyor. Bu şekilde orduya katılıyor, dağıtım için Kahire'ye gönderiliyor fakat orada hastalanıyor, iki hafta sonra, babaannem beşinci çocuklarına hamileyken ölüyor. Bu babaannem ve tüm ailemiz için çok üzücü bir hikaye. Kocası geri gelmiyor, en küçük çocuğunu hiç göremiyor. Büyükbabam çok iyi bir insan olmasının yanı sıra Yeni Zellanda'nın ilk cerrahı olması dolayısıyla zamanında buralarda bayağı ünlüydü.
Babam, annem bana hamileyken savaşa gittiğinden dolayı onu 3,5 yaşına kadar göremedim. Annem, ben ve iki ablamla beraber kız kızaydık. Savaştan sonra ailemize küçük erkek kardeşimin katılmasıyla annem ve babam mutluluktan havaya uçtular.
Hayatımın büyük bir kısmında burada yaşadım. Evlendim, üç oğlum var. En büyükleri burada doktorluk yapıyor. Ortanca Avustralya'da işadamı. En küçükleri ise Tokyo, Japonya'da banker olarak çalışıyor. Tam dokuz tane çok tatlı torunumuz var.
Kocam vefat etti. Çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Mükemmel bir eşim, iki ablam ve erkek kardeşimle beraber sevgi dolu bir ailem oldu. Bütün dünyayı dolaştım. İstanbul'a iki kere gittim, camilere ve boğaza bayıldım.
Ben de bir gezginim, ülkemi ziyaret ettiğiniz için teşekkür ederim.
Sally
Auckland, Yeni Zellanda, 24 Ekim 2018
Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.
Bu fotoğraf ve hikayesi "İnsan Hikayeleri Projesi" fotoğrafçılarına aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.
İlk yorumu sen yap