Hikaye ara

En Son Hikayeler

Engelli ama değil

Wama, Myanmar'dan, 40 yaşında bekar bir adamım. Adım Ko Htwe. Yedi çocuklu, büyük bir aileden geliyorum. Sadece en gencimiz ve ben bekarız. Annemle birlikte yaşıyorum. Doğuştan her iki kolum da yok. Ailemde engelli olan tek kişiyim.

Hayatımı ressamlık yaparak kazanıyorum. İnsanlar, ilk bakışta, engelli birinin yaptığı işte iyi olabileceğini beklemiyorlar ancak sanatımızı geliştirmek için ne kadar emek sarfettiğimizi gördükleri zaman saygı duymaya başlıyorlar ve yaptığımız işte ne kadar usta olduğumuzu anlıyorlar. 

Yıllar içinde çok değerli öğretmenlerim oldu. İlk öğretmenim ise sevgili babamdı. Bana çizmeyi, renklerle oynamayı ve yaptığım her işe hayal gücümü katmayı öğreten oydu. Başlangıçta resim yapmak benim için sadece bir hobiydi. Bugün, bu sanatta 25. yılımı geride bıraktıktan sonra, büyük bir gururla, kendime "ressam" diyebiliyorum. 

Turizmin yoğun olduğu dönemlerde işlerim açılıyor ve kazancım artıyor. Geleceğimle ilgili özel bir hayalim ya da planım yok. Annem ve bana yetecek kadar para kazanabildiğim sürece mutluyum. Anneme tıpkı onun bana küçükken baktığı gibi bakabilmek için evlenmeyi düşünmüyorum.

Ko Htwe 
Inle Gölü, Myanmar, 20 Ocak 2019

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi "İnsan Hikayeleri Projesi" fotoğrafçılarına aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Fotoğrafçı Hakkında

Devamı

Ailem ve filler

Ben Farhaan, 19 yaşındayım. Amer, Hindistan'da doğdum ve halen burada yaşıyorum. Dört erkek, üç kızkardeşim var. Bütün erkek kardeşlerim evli. Beş aile hep birlikte yaşıyoruz. 

Ailem 35 yıldır fil yetiştiriciliği yapıyor. Sahip olduğumuz beş fille turistlere eğlence amaçlı kısa geziler düzenliyoruz.

Filler; evcimen, zeki, çok duygusal ve vefalı hayvanlar. Sahiplerine çok sadıktırlar, uysallıkla hizmet ederler ve minnet gösterirler. Biz onlara iyi davrandığımız sürece asla agresif ve kötü bir davranışta bulunmazlar.

Asya filleri Afrika fillerine göre daha sakin ve uyumludurlar. Bu yüzden daha kolay evcilleştirilebilir ve birçok amaçla kullanılabilirler.

Bildiğiniz gibi filler ağır hayvanlar: Erkekleri yaklaşık beş ton gelirken, dişiler üç ton ağırlığa ulaşabiliyor. Fillerimizi günde yedi öğün; ekmek, şeker kamışı ve muz ile besliyoruz. Yetişkin bir fil günde yaklaşık 50 kg yiyecek tüketiyor.

Fillerin ortalama ömrü yaklaşık 80 yıl. Dişiler, yedi yaşından sonra, 22 aylık bir hamilelik sonrası doğum yapabilir ve hayatları boyunca uygun koşullar altında altı-yedi kez hamile kalabilirler.

Hindistan'da fil alıp satmak kanunen yasak. Bu yüzden kendi fillerimiz doğum yapmadıkça yeni bir fil sahibi olamıyoruz.

Festival zamanlarında, fillerimizi geleneksel desenlerle süslüyoruz. Amer'de bu muhteşem hayvanlarla beraber yaşadığımız ve sayelerinde hayatımızı mutlu bir şekilde kazandığımız için kendimizi çok şanslı hissediyoruz.

Farhaan Khan
Jaipur, Hindistan, 16 Mart 2019

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi "İnsan Hikayeleri Projesi" fotoğrafçılarına aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Fotoğrafçı Hakkında

Devamı

Öldüren gelenek

İsmim Kalika 14 yaşındayım. 4 yıl önce okulu bıraktım, şu an evde aileme yardım ediyorum. Nepal'in en az gelişmiş ve en fakir bölgelerinden biri Jumla’da doğdum ve burada yaşıyorum. Manzara muhteşem ama hayat zor buralarda. Kadınlar için daha da zor. Çoğumuzun uymak zorunda olduğu bir geleneğimiz var, Chhaupadi (Nepal'in batısında, regl dönemlerinde, kadınların kirli kabul edilmesi sebebiyle evden geçici olarak sürgün edilmeleri). 

Evet, ben Kalika, bugün regl olduğum için üç gün süreyle, hayvanlarla beraber bu ahırda, samanların üzerinde uyuyacağım. Kasabam Himalayalarda 3000 metrelerde. Ahırın içi çok karanlık, pis ve soğuk, tir tir tirtiyorum. 

İlk, 12 yaşımda regl oldum. Buralarda ilk regl olduğunuzda kulübelerde 13 gün kalınıyor. Kulübede kaldığımız süre içinde besleyici gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Dolayısıyla üç gün boyunca süt, pirinç, tereyağı ve bazı sebzelerden yiyemeyeceğim. Biliyorum bu gelenek berbat bir şey ama bu bizim kültürümüz ve uygulamak zorundayız. Eğer bu geleneği reddedersek tanrılarımızı kızdırmış oluruz. 

Kötü bir şey olduğunda (yılan sokması gibi) ilk suçlanacak bizler oluyoruz. Bir meyve ağacına dokunursak o ağaç kurur ve bir daha asla meyve vermez, hayvana dokunursak hayvan hastalanır, sütünü içersek sütü kesilir diye inanılıyor. Ailemin hastalanmasını istemiyorum o yüzden de o kulübeye isteyerek giriyorum. 

Kalika
Jumla, Nepal, 3 Mayıs 2018

Fotoğrafçının Notu: Bu gelenek yüzünden sadece son bir yıl içinde üç kadın zehirli yılan sokması ve duman zehirlenmesinden öldü. 

Nepal Yüksek Mahkemesi, 2005'te geleneğe karşı bir yönerge yayınladı, ancak mevzuat eksikliğinden dolayı başarılı olamadı. Dünyadan ve Nepal içinden aktivistlerin yoğun çabaları sonucu, 9 Ağustos 2017'de meclis tarafından, Chhaupadi'yi suç haline getiren yeni bir yasa tasarısı kabul edildi. 

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi "İnsan Hikayeleri Projesi" fotoğrafçılarına aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Fotoğrafçı Hakkında

Devamı

İşimi büyütmek istiyorum

Ben Amarjeet, 42 yaşındayım. Amritsar'da yaşıyorum, ailem, bütün anılarım hepsi burada. Charming Chicken Restoranının 27 senedir şefi ve sahibiyim, işimi çok seviyorum. Armitsar'ın en iyi ikinci restoranıyız. 

Bu restoranı açmadan önce bir dükkanım vardı fakat annemin vefatı, babamın sağlık problemleri ve benim bütün paramı onların bakımlarına harcamam yüzünden 1984 yılında kapatmak zorunda kaldım. O yıllar benim için sıkıntılı ve üzücü geçti. Daha sonra bir süre değişik işlerde çalıştım. 1991 yılında ise bu restoranı açtım. En sevdiğim yemek "ras malai". 

Amritsar'da daha fazla restoran açmak istiyorum fakat şu an onun için imkanım yok. Aslında işimi yalnız Hindistan'da değil başka ülkelerde de franchise vererek büyütmek istiyorum. 1997 yılında yapılan aşçılık yarışmasından kazandığım ödüller ve sertifikalar var. 

Başka şehirlere, turistik yerlere seyahat etmek ve yeni insanlarla tanışmak hoşuma gidiyor. Oralarda tanıştığım insanları restoranıma davet ediyorum. Böylelikle işlerimi arttırmayı umuyorum. 

Çok sevdiğim kızım doğduğundan beri daha mutluyum. Üniversiteden mezun olduğunu görmek en büyük dileğim. 

Restoranımda müşteri memnuniyetini arttırmak en büyük hedefim ayrıca menüyü çeşitlendirerek insanların yemek istediği her şeyi burada bulabilmelerini istiyorum. "Chicken Charming Restaurant" isimli bir YouTube kanalım var. Kanalım için çeşitli videolar çekiyorum. Facebook sayfamda ise benden alışveriş yapan bütün firmalar fotoğraflarını paylaşıyor.

Amarjeet Singh
Amritsar, Hindistan, 12 Mart 2019

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi "İnsan Hikayeleri Projesi" fotoğrafçılarına aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Fotoğrafçı Hakkında

Devamı

Küba'da bir aile işletmesi

İsmim Alina Diaz Massino. 36 yaşındayım. Havana, Küba'da yaşıyorum. Babamla birlikte, insanların her türlü poster, dergi, sanat ve müzik aletleri vb. şeyleri bulabileceği "MEMORIAS" adını verdiğimiz kendi dükkanımızı işletiyoruz.

Benden üç yaş büyük bir abim var. Biri kız bir erkek iki yeğenime de ben bakıyorum. Sanırım büyük bir aile olduğumuzu söylebiliriz.

Havana Üniversitesi'ni bitirdim. Mütercim tercüman olmam gerekiyordu fakat çok stresli bir iş olduğu için bir türlü sevemedim. Mezun olduktan sonra üç yıl boyunca üniversitede eğitmenlik yaparak zorunlu hizmetimi tamamladıktan sonra aile işletmemizin başına geçtim. Abim, başka ilgi alanları olduğu için uzak kalmayı tercih edince aile geleneğimizi ve babamın işini sürdürme sorumluluğunu ben üstlenmiş oldum.  

Her ne kadar küçük bir ada ülkesi olsak da, kültürümüzü son derecede zenginleştiren büyük ressam ve müzisyenlerimizle tanınırız. 

Çok spesifik bir gruba hitap ettiğimiz için hiçbir şey satmadan kapattığımız haftalar oluyor. İşimizin iyi tarafı her gün yatırım yapmak zorunda olmamamız. Bir şey sattığımız zaman artı bir getirisi oluyor, satamadığımızda ise mallarımız değerinden bir şey kaybetmiyor.

Ailemizin her zaman beraber olmasını istiyorum. Oğlumun büyüyüp, başarılı bir insan olduğunu görmeyi umuyorum. Eğer aile işimizi devam ettirmek isterse, bu beni çok mutlu eder. Büyük hırslarım yok; sadece beni mutlu eden şeyi yapmaya devam etmek istiyorum.

Alina Diaz Massino 
Havana, Küba, 20 Aralık 2018

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi "İnsan Hikayeleri Projesi" fotoğrafçılarına aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Fotoğrafçı Hakkında

Devamı

Kimsesiz çocuklar için sanat

2007 yılında enerjimi yalnızca kendime değil, tüm çocuklara adama kararını verdim. Bana yapılan "evlatlık al" tekliflerini de reddederek ileriye yönelik planlarımda, çalışmalarımı ihtiyacı olan tüm çocuklara yönlendirmeyi seçtim. 

Tesadüfen Cumhuriyet gazetesi yazarlarından Ercan Yeşilyurt ile karşılaştık ve aramızdaki yaş farkına rağmen aramızda kurduğumuz arkadaşlık, İzmir’de üst düzey yönetici olduğum işimi bırakmamı ve sanatçı çevresinin içine girmemi sağladı. Böylelikle, dıştan şatafatlı görünen iç dünyalarının aslında ne kadar kırılgan, maddi yetersizlik ve yalnızlıkla dolu olduğunu görebildim. Daha sonra onlarla yaptığımız sohbetlerle,  güvene dayalı kurulan müthiş dostluklar edindim. 

Karşılaştığım kişilerde gördüğüm yalnızlık, kolay iletişim kuramamak, beni ulaşabildiğim sanatçıların eserlerini ve kütüphanelerini alıp onları geniş kesimlere ama öncelikle kimsesiz, engelli çocuklara açarak çocukların gelişimlerinde eksik olan boşluğu doldurma fikrine yönlendirdi. 

Böylelikle, tüm çabamı yazarların sahip oldukları en büyük değere sahip çıkmayı ve gelecek nesillere taşımayı hedefleyen bir vakıf kurulumu için sarf ettim. Başka bir kaynağım olmadığı için geleceğe ait tek güvencem olan evimi satıp, Barbaros köyü içinde iki katlı bir ev kiraladım ve Urla’da tesadüfen tanıştığım Şair Süreyya Berfe'nin tüm kütüphanesine sahip çıkıp herkesin kullanımına açtım. Bu çalışmaları inanılmaz denebilecek kadar kısa bir sürede sadece kendi katkılarımla gerçekleştirdim. 

Çok kısa bir sürede vakfı hayata geçirip Barbaros köyü ilkokulunu devraldım. Hayırseverlerin desteği ile gerek bina içini gerekse bahçedeki düzeni tamamlayıp; bakıma muhtaç, kimsesiz ve engelli çocukların kullanımına açmayı, onlara sanatçılar ile birlikte eğitim vermeyi,  mevcut binaya başka binaları da katmayı ve gelişmeyi hedefliyorum.

Gülnur Vural, İlkdördün Kültür ve Sanat Vakfı
Barbaros Köyü, Urla,  22 Mayıs 2019

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi "İnsan Hikayeleri Projesi" fotoğrafçılarına aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Fotoğrafçı Hakkında

Devamı

Hayattaki amacımı öğrencilerime yol gösterirken buldum

Çocukluğumun ilk anısı; uzun, karışık, kıvırcık saçlarımla ve muhtemelen yıkanmamış yüzümle güneşi kovalamamdı. Ne kadar hızlı koşarsam koşayım güneş ışığını neden yakalayamadığımı anlayamıyordum. Ailecek çok fazla yer değiştirdikten sonra nihayetinde evim diyeceğim İzmir'e yerleştik. 

Üniversite tercihimi sınava girmeden bir önceki gece, itaatkar bir çocuk gibi Psikoloji veya Tiyatroyu seçmek yerine Hukuk ve Kamu Yönetimi'nden yana yaptım.

Hayattaki amacımı British Council'in İstanbul şubesinde çalışırken oradaki öğrencilerin akademik kariyer tercihlerine yardım edip onlara yol gösterirken buldum. Hayatımın aşkı, yirmi senelik eşim Richard ile de orada tanıştım.

İstanbul depreminden sonra İngiltere'ye taşındık. Orada çeşitli üniversitelerin uluslarası seviyede üst düzey temsilciliğini yaptım. Yirmi yılı aşkın bir süre boyunca, 70'den fazla ülkeyi dolaştım. Böylelikle değişik kültürleri ve farklı bakış açılarını tanıdım ve benimsedim.

Bu sene kanserle verdiğim mücadele bana hiçbir şeyin garantisinin olmadığını, ailemle, kızım Erin, köpeğim Ella ile daha fazla vakit geçirmem gerektiğini ve hayatı bütün iniş çıkışlarıyla beraber dolu dolu yaşamam gerektiğini öğretti.

Her gün yeni bir şey öğreniyorum. Öğrenirken ve tecrübelerimi paylaşırken adeta yeniden doğduğumu hissediyorum. O yüzden şirketimi öğrenci odaklı olacak ve müşterilerimizi mutlu edecek, onlara en uygun tavsiye ve yol gösterimini yapacak şekilde kurdum.

Şirin Myles (BA Hons, MBA)
Uluslararası Eğitim Danışmanı ve Koçu
S Myles Consultancy and Coaching
Oxford, İngiltere, 14 Eylül 2018

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi "İnsan Hikayeleri Projesi" fotoğrafçılarına aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Fotoğrafçı Hakkında

Devamı

Bir boksorün salsa aşkı

İsmim Michel Yordenis Colas, Santiago de Cuba'da doğdum ve büyüdüm. 34 yaşındayım. Çok sevdiğim bir eşim ve üç çocuğum var. 

Kültür-fizik ve spor üzerine eğitim aldım. Bütün ailem boks ile uğraştığı için beni de boksör olmam için teşvik ettiler. Zaten Küba’da beyzbol’la beraber en popüler iki spordan biri bokstur.

Bu spor sayesinde dünyada birçok yeri, mesela; Rusya, Fransa, Italya, Belçika, Almanya, Venezuela, Kolombiya gibi ülkeleri ziyaret etme ve orada yarışma fırsatım oldu. Rusya'da dünya şampiyonu oldum. İki kere de Küba ulusal şampiyonluğum var. Kariyerim boyunca 272 kere dövüştüm. Yaptığımız işin doğası gereği yüzüme çok ağır darbeler de aldım ama yüzümün şekli hiç değişmedi. Hala çok yakışıklıyım.

Şimdilerde hükümete ait olan bir spor salonunda yetenekli 12 boksöre antrenörlük yapıyorum. İşimi çok seviyorum. Burada çok şampiyon yetiştirdik. Küba'da ayriyeten çocuklar için de spor salonları var. Bir boksörümün 2013 yılında uluslarası boks yarışmasında şampiyon olması beni o kadar mutlu etti ve o kadar gururlandırdı ki, yaptığım işin ve olduğum yerin doğruluğunu bir kez daha anladım. 

Hayatımın tek amacı bu sporu her gün daha da ileriye götürmek, daha iyi bir insan olup çocuklarıma da bu sporu sevdirip öğretmek. Benim izimden giden büyük oğlum bu sene gençler kategorisinde şampiyon oldu. 

Boks ve ailem dışındaki bir diğer zaafım ise salsa. Her ne kadar çok farklı gözükselerde, boks ve salsanın birbirine çok benzer tarafları var; koordinasyon, hareketler, ritim gibi. Hiçbir zaman aynı olamayacaklarının tek sebebi ise boks yaparken yüzünde hissettiğin ateş. 

Özetle, Küba’da yaşamaktan ötürü çok mutluyum. Başka bir ülkede yaşama şansım olsa bile buranın hasretine dayanamaz, mutlaka geri dönerim.

Michel Yordenis Colas
Havana, Küba, 21 Aralık 2018

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi "İnsan Hikayeleri Projesi" fotoğrafçılarına aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Fotoğrafçı Hakkında

Devamı