Tulu Erzene

  • Tulu Erzene4 Hikaye


    Beni takip edin:

Ailem ve filler

Ailem ve filler

Ben Farhaan, 19 yaşındayım. Amer, Hindistan'da doğdum ve halen burada yaşıyorum. Dört erkek, üç kızkardeşim var. Bütün erkek kardeşlerim evli. Beş aile hep birlikte yaşıyoruz. 

Ailem 35 yıldır fil yetiştiriciliği yapıyor. Sahip olduğumuz beş fille turistlere eğlence amaçlı kısa geziler düzenliyoruz.

Filler; evcimen, zeki, çok duygusal ve vefalı hayvanlar. Sahiplerine çok sadıktırlar, uysallıkla hizmet ederler ve minnet gösterirler. Biz onlara iyi davrandığımız sürece asla agresif ve kötü bir davranışta bulunmazlar.

Asya filleri Afrika fillerine göre daha sakin ve uyumludurlar. Bu yüzden daha kolay evcilleştirilebilir ve birçok amaçla kullanılabilirler.

Bildiğiniz gibi filler ağır hayvanlar: Erkekleri yaklaşık beş ton gelirken, dişiler üç ton ağırlığa ulaşabiliyor. Fillerimizi günde yedi öğün; ekmek, şeker kamışı ve muz ile besliyoruz. Yetişkin bir fil günde yaklaşık 50 kg yiyecek tüketiyor.

Fillerin ortalama ömrü yaklaşık 80 yıl. Dişiler, yedi yaşından sonra, 22 aylık bir hamilelik sonrası doğum yapabilir ve hayatları boyunca uygun koşullar altında altı-yedi kez hamile kalabilirler.

Hindistan'da fil alıp satmak kanunen yasak. Bu yüzden kendi fillerimiz doğum yapmadıkça yeni bir fil sahibi olamıyoruz.

Festival zamanlarında, fillerimizi geleneksel desenlerle süslüyoruz. Amer'de bu muhteşem hayvanlarla beraber yaşadığımız ve sayelerinde hayatımızı mutlu bir şekilde kazandığımız için kendimizi çok şanslı hissediyoruz.

Farhaan Khan
Jaipur, Hindistan, 16 Mart 2019

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi "İnsan Hikayeleri Projesi" fotoğrafçılarına aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Devamı
Annem Zanzibar'da bisiklet süren birkaç kadından biriydi

İsmim Jabir bin Haidar bin Jabir bin Saleh bin Kasim bin Mansuor bin Haidar bin Ahmed bin Muhammed El Fa­rsy. 

Stone Town, Zanzibar'da doğdum. Uluslararası Afrika Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi'nden mezun oldum. 2013 yılında ise Kamu Yönetimi alanında yüksek lisans yaptım. 

Babam, 1957 yılında Zanzibar Radyo İstasyonu'nu kuran ekipten biriydi ve bütün ülkede ilgiyle dinlenen, Arap krallarının hikayelerini anlattığı "Dandanis Hikayeleri" ile Zanzibar'da büyük ün kazanmıştı.

Annem ise, iyi bir aşçı, iyi bir terzi, sanat ve bilim eğitimi almış, Zanzibar'da o yıllarda bisiklet süren birkaç kadından biriydi. Futbol maçlarına bile giden, politik toplantılara katılan sosyal bir kadındı; nazik fakat bir o kadar da disiplinli bir anneydi.

Mayıs 1995'de ilk karım Saada Mussa Khamis Al Alawi ile evlendim. Saada’dan iki, diğer iki karımdan da birer tane olmak üzere dört çocuğum var.

Eğitim Bakanlığı bünyesinde, İlahiyat Fakültesi'nde öğretmenlik yaparken Şeyh Abdulhamid bin Abdulkarim Nakşibendi beni Zanzibar ve Tanzanya'daki Nakşibendi tarikatının başına getirdi.

Elhamdülillah, güzel bir hayatım var, mutluyum fakat artık kapitalist anlayış ve serbest piyasa düzeniyle yönetildiğimiz için maaşlarımız çok düşük.

Zanzibar'da, Sufi müzik ve danslarını tanıttığımız Sufi festivallerinin hepsini ben düzenliyorum. İnsanları özel organizasyonlarla bir araya toplamaktan, fakirlere yardım etmekten, radyo, televizyon ve halka açık toplantılar aracılığıyla toplumumuzu eğitmekten büyük keyif alıyorum.

Hayattan beklentim; mutlu bir aileye, iyi düzeyde bilgiye ve yeterli derecede paraya sahip olmak. 

Jabir Haidar Jabir El­Farsy, El-Naqshaband
Stone Town, Zanzibar, 15 Haziran 2018

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi "İnsan Hikayeleri Projesi" fotoğrafçılarına aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Devamı
300 atımız var, hepsini tek tek bilirim

At sevgisi babadan, dededen gelen bir şey, sevmeden yapılmaz. Adım Ali Kemer, Ali Dayı derler, Kayseri’de bu köyde doğdum, büyüdüm, atlara bakıyorum, alıp satıyorum da. Atlar babadan kaldı, ben de satın aldım, çoğaldılar. 50 yaşındayım, 10 yaşından beri ata biniyorum, 5 çocuğum var, hepsi de at üzerinde büyüdüler. Ata binmediğim gün hastalanıyorum. Her tarafım tutuluyor.

30 taneydi şimdi 300 atımız var, doğal besleniyorlar. Hepsini tek tek bilirim, çalınıyor bazen, kayıp atı bilirim. Sevdiğim atı satamam. 4 at da evde bakıyorum. Bizim çocuklar da başka bir iş yapamıyorlar, okula gidiyorlar ama bir kere atlara alışmışlar, bırakamıyorlar.

6 tane de köpek var. Silahımız olması lazım. Geçenlerde başıboş köpeklerden bazıları taylara saldırlar. Silahla havaya ateş ettim o şekilde kurtardım.

Bu atları yabani at (yılkı - dağın bayırın sahipsiz atı) sanıyorlar oysa; eskiden köylünün üçer beşer atı olurdu, tarlalar bunlarla sürülürdü, traktör çıkınca at sahipleri atlara bakamaz oldu. Bizde de at merakı olduğu için satın aldık, emek verdik, burada çoğaldılar, sürü haline geldiler.

Atları kiralamak isteyen çok oluyor da ben herkese at veremem, kiralayanlar ata ters davranırlarsa, atın kıymetini bilmezlerse vermem.

Rahvan yarış atı yetiştiriyoruz. Bunlar hepsi binek atı, sağlam atlar. Hastalıklarını doğal yolla tedavi etmeye çalışırım, nal çakarken canını acıtmayız, gözüne, eklem ağrılarına, ağzındaki şişlere, doğal ilaçlar yaparım. Mesela ayağına nal çakmama izin veriyor çünkü iyiliğine olduğunu biliyor. Atların ömrü bu arazide başıboş olurlarsa 20 - 25 sene. Konya’ya, Gaziantep’e at gönderdim, bir tanesi Türkiye şampiyonu oldu.

Amacım yarışa sokulabilecek atın en iyisini yetiştirmek, ölene kadar bu işi yapmak istiyorum, hem atları seviyorum hem spor yapıyorum, tek merakım bu...

Ali Dayı, At Yetiştiricisi
Kayseri, 14 Temmuz 2018

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi insanhikayeleri.com.tr’ye aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

 

Devamı
Deniz olmayan bir yerde yaşayamam

Kuyumcuyum. Kapalıçarşı'ya 12 yaşında geldim. Okulu erken bıraktım, haylaz bir öğrenciydim. 41 yıldır buradayım. Şanslıydım, çıraklık dönemim uzun sürmedi, toptancılık yaptım, taşlı mal, montür sattım. Kısa zaman sonra ise kendi dükkanımı açarak işyeri sahibi oldum. Dünyanın her yerinde Ermeni kuyumcu görebilirsiniz. Bu yetenek bize Allah vergisi diye düşünüyorum.

Subay gazinosunda askerlik yaptım, klasik gitar çalıyordum. Askerlikte çok rahat ettim. Dönemin komutanlarına yemek müziği çaldım, çok beğendiler. Askerden dönünce patron oldum, evlendim. Hem de 3 kere evlendim, evliliklerimin hepsinin toplamı 22 ay sürdü. Motosiklet sevdası ve hız merakım var bu yüzden pek çok macera yaşadım. Avrupa'yı ve Afrika'yı motorla dolaştım. Afrika'ya gittiğim gün darbe oldu, film gibiydi. Pasaporttan çıktık, bizi karşılayanlar "darbe oldu, Müslümanlar yönetimi ele geçirdi" dediler. O gece korka korka bir bara gittik. Barda 100 tane siyah var bir tane beyaz var o da ben...

Bir dönem işimde bir hırsızlık oldu, nerdeyse bir ev alabilecek kadar para kaybettim. İşimi yurt dışında da yapmak isterim. Sanatı da çok severim. Leonardo da Vinci ve Gaudi beni çok etkiliyor. Sırf bu yüzden İspanya'da sadece Barselona'da yaşamak isterdim. 

Yakında motosikletle Güney Amerika seyahati yapmak planım var; Brezilya, Arjantin ve Peru. Onu da yapacağım. Bu arada şundan eminim ki kesinlikle deniz olmayan bir yerde yaşayamam...

Aret Sar, Kuyumcu
İstanbul, 12 Mayıs 2018

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi insanhikayeleri.com.tr’ye aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

 

Devamı