Dilek Elçiçek

  • Dilek Elçiçek4 Hikaye


    Beni takip edin:

Küba'da bir aile işletmesi

İsmim Alina Diaz Massino. 36 yaşındayım. Havana, Küba'da yaşıyorum. Babamla birlikte, insanların her türlü poster, dergi, sanat ve müzik aletleri vb. şeyleri bulabileceği "MEMORIAS" adını verdiğimiz kendi dükkanımızı işletiyoruz.

Benden üç yaş büyük bir abim var. Biri kız bir erkek iki yeğenime de ben bakıyorum. Sanırım büyük bir aile olduğumuzu söylebiliriz.

Havana Üniversitesi'ni bitirdim. Mütercim tercüman olmam gerekiyordu fakat çok stresli bir iş olduğu için bir türlü sevemedim. Mezun olduktan sonra üç yıl boyunca üniversitede eğitmenlik yaparak zorunlu hizmetimi tamamladıktan sonra aile işletmemizin başına geçtim. Abim, başka ilgi alanları olduğu için uzak kalmayı tercih edince aile geleneğimizi ve babamın işini sürdürme sorumluluğunu ben üstlenmiş oldum.  

Her ne kadar küçük bir ada ülkesi olsak da, kültürümüzü son derecede zenginleştiren büyük ressam ve müzisyenlerimizle tanınırız. 

Çok spesifik bir gruba hitap ettiğimiz için hiçbir şey satmadan kapattığımız haftalar oluyor. İşimizin iyi tarafı her gün yatırım yapmak zorunda olmamamız. Bir şey sattığımız zaman artı bir getirisi oluyor, satamadığımızda ise mallarımız değerinden bir şey kaybetmiyor.

Ailemizin her zaman beraber olmasını istiyorum. Oğlumun büyüyüp, başarılı bir insan olduğunu görmeyi umuyorum. Eğer aile işimizi devam ettirmek isterse, bu beni çok mutlu eder. Büyük hırslarım yok; sadece beni mutlu eden şeyi yapmaya devam etmek istiyorum.

Alina Diaz Massino 
Havana, Küba, 20 Aralık 2018

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi "İnsan Hikayeleri Projesi" fotoğrafçılarına aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Devamı
Yeni evim Zanzibar

Yeni evim Zanzibar

Ben Frank, 70 yaşındayım. Hollandalıyım fakat Jambiani, Zanzibar'da yaşıyorum. Buraya 7 yıl kadar önce taşındım. "Cool Runnings" adını verdiğim bir pansiyon ve restoranım var. Geçimimi bu şekilde sağlıyorum.

Zanzibar'a ilk olarak 25 yıl önce geldim. Her şey Afrika'da bir vahşi yaşam projesi için gönüllü olmamla başladı. Yıllarca Hollanda-Zanzibar arasında gidip geldim. En sonunda yedi yıl önce buradan eski bir ev satın alıp onu küçük bir pansiyon ve restorana dönüştürerek buraya temelli olarak yerleştim. 3- 4 yıl kadar önce, sonradan eşim olacak olan sevgili Jackline ile pansiyonda çalışmak için başvuru yaptığı sırada tanıştım.

Zanzibar'da yaşamak Hollanda'da yaşamaktan son derece farklı ancak geri dönmeyi asla düşünmüyorum. Artık benim evim burası.

Zanzibar halkının çoğunluğu son derece iyi insanlar. Her zaman yardımsever, sıcak kanlı, samimi ve kibarlar. Burada ilginç olan şey ise başka bir kültürden ve ırktan olduğum için hemen hemen herkesin beni zengin zannetmesi. Çoğu zaman, benim aslında kaçtığım şeyin tam da bu zenginlik ve refah olduğunu anlatmakta zorlanıyorum.

Cool Runnings'de, her bir misafirimizin evinde ve huzurlu hissetmesi için elimizden gelenin en iyisini yaparız. Bu yüzden burayı tam da benim olmasını istediğim gibi yani sıcak ve samimi bir şekilde restore ettik.

Frank
Zanzibar, 16 Haziran 2018

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi "İnsan Hikayeleri Projesi" fotoğrafçılarına aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Devamı
14 çocuğumla birlikte Harran'ı tanıtıyoruz

Babil’in kutsal kenti, Asur ve Emevilerin kraliyet merkezi olan Harran’da yaşıyorum. 1945 doğumluyum. Atalarımız göçebe bir kültüre sahip olup, konar-göçer yaşarken; Osmanlı Devleti zamanında Kuzey Suriye’den gelen Bedevi akınlarını durdurmak için bilinçli olarak Harran ve çevresine yerleştirilmişlerdir. Burada coğrafi ve ekonomik imkânların kısıtlı oluşu onları bugün dünyada eşi benzeri bulunmayan özgün bir mimariye sahip olan Harran Evlerini inşa etmeye zorlamıştır.

1970’li yıllarda Kültür Bakanlığına bağlı olarak Harran ören yerinde çalışmaya başladım. Uzun yıllar boyunca bu görevi yerine getirdikten sonra 1997 yılında emekli oldum. Çalışma hayatım süresince, Harran'ın kısıtlı imkânlarına rağmen, gelen yerli ve yabancı ziyaretçilere elimizden geldiğince yardımcı olduk. Benim de doğup büyüdüğüm konik kubbeli Harran evlerini turizme kazandırdık. Kız, erkek 14 çocuğumla birlikte uzun zamandır Harran’ın tanıtım faaliyetleri içindeyiz. Evimiz toplam 18 konik yapılı odadan oluşmaktadır, burada hem çeşitli hediyelik eşyaları hem de kendi yapığımız yöresel yemekleri yerli, yabancı ziyaretçilerimizin beğenilerine sunuyoruz.

Halil Özyavuz
Harran, Şanlıurfa, 22 Eylül 2018

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi insanhikayeleri.com.tr’ye aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Devamı
Tarihin sıfır noktası: Göbeklitepe

UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi'ne alınan, Tarihin sıfır noktası GÖBEKLİTEPE’den:

Ben Mahmut Yıldız 66 yaşındayım. Urfa, Örencik köyü doğumluyum. Göbeklitepe'deki kalıntıların bulunduğu arazinin eski sahibiyim. Çocukluğumuzda burası tarlaydı, biz de bu tarlada oyun oynardık. Bu toprakların büyüklerimiz tarafından kutsal olduğu söylenirdi, insanlar kurban kesmeye, dilek dilemeye gelirlerdi.

1986 yılında amcam tarlada çift sürürken iki eser buldu, Şanlıurfa Müzesi’ne götürdük. Müzedeki görevliler "Kireç taşıdır" diyerek oralı olmayıp, eserleri bir odaya koydular. 1994’de Alman arkeologlar Nevali Cori’de kazı yapıyorlardı. Bölgeden çıkan heykelleri müzeye teslim ettikleri sırada Göbeklitepe’den çıkan o unutulmuş eserleri görmüşler. Bize gelip kazı için müsaade istediler. Bir avukata sorduk. "Korkmayın, izin verin, araştırsınlar. Eğer bir şey çıkmazsa tarlayı düzeltip geri verirler, bir şey çıkarsa siz de köyünüz de fayda görür" deyince izin verdik. Arkeologlar birkaç ay çalıştılar ama bir şey bulamadılar. Bir sonraki sene tekrar geldiklerinde bir duvar buldular. Üçüncü sene bir taşın ucu gözüktü. Kazdıkça taşın üzerinde boğa, tilki motifleri çıktı. Devlet araziyi aldı, bize ödeme yaptı ve zaman içerisinde bugünkü haline geldi.

Dönemin arkeolojik kazı başkanı Alman asıllı arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt öncülüğünde yürütülen kazı çalışmalarında 20 yıl aktif görev aldım, yaşımın ilerlemesi dolayısıyla 2005 yılında bu görevimi bıraktım. Tarihten kopamadığım için de atalarımdan kalma bu arazinin güvenlik görevlisi olarak hizmet veriyorum, ayrıca dünyanın dört bir yanından Göbeklitepe’ye gelen yerli ve yabancı turistlere gönüllü rehberlik yapıyorum. Çocuklarım da kafeteryada ve bilet gişelerinde çalışıyorlar. Dünyanın her tarafından gelen insanlarla tanışma imkanı bulduğum için de büyük memnuniyet duyuyorum.

İnsanlık için faydalı bir hizmet yapmaktan, dünyaya miras bırakmaktan dolayı çok mutluyuz. İnşallah burası çok daha güzel olur, daha da çok buluntu çıkar. Umarım, bu tür şeylere bakan uzmanlar, daha başka eserlerin bulunmasına da katkı sağlarlar.

Mahmut Yıldız
Göbeklitepe, Şanlıurfa, 23 Eylül 2018

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi insanhikayeleri.com.tr’ye aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Devamı