Melek Alpaslan

  • Melek Alpaslan2 Hikaye


    Beni takip edin:

    Eskişehir doğumluyum. Marmara Ünv.Fen Edb. Fak. Tarih bölümünden mezunum ve İstanbul’da yaşıyorum.

    Uluslararası bir firmada uzun yıllar çalıştıktan sonra artık kendi seçtiğim zamanlarda sevdiğim işlerle uğraşmayı tercih ediyorum.

    Uzun zamandır var olan fotoğraf çekme arzum 2016 yılında dahil olduğum Benİstanbul Fotoğraf Kulübü ile oldukça hız kazandı. Eğitimler, Projeler, Fotoğraf Kupaları, Sergiler ile keyifli bir grup arkadaşlığı ve çalışmanın içinde olmaktan çok memnunum. Fotoğraf çekmek benim için bir çeşit meditasyon. Anları belgelerken dünya üstünde düşündüğüm başka tek bir konu yoktur. Elim gözüm izin verdiği sürece bu uğraşımdan vazgeçmem mümkün değil.

Söylediğimiz sözler önemli, daha çok seslenmek lazim, mutlaka duyan çıkacaktır

Anneyim, iş kadınıyım. Yeşilin bin bir tonuna sahip ama aynı zamanda doğanın son derece sert olduğu Karadeniz'in küçük bir köyünde dünyaya geldim. Benim hayatımdaki en önemli figür ilkokul öğretmeni olan babamdı, onun için en önemli şey okumak, başarılı olmaktı. Annem örgü işleri verir, babam onları elimden alır, böyle işler yaptırma, 5-10 sayfa kitap okusun derdi.10 yaşında otobüse bindirilip, tek başıma 27 saatlik bir yolculukla İstanbul'a geldiğimde, "herhalde artık büyüdüm" diye düşündüm. Ben artık kendi başına bir bireydim. Ondan sonra dünya üzerinde gittiğim yerlerde, hiçbir şeyden korkmadım ve ne olursa da ben hallederim dedim.

Karadeniz'de kadınlar bahçede, üretimin içindedirler, para kazanırlar, kararlarda söz hakları vardır, pasif değildirler, sesleri gürdür. Bir yandan çay toplar, bir yandan evin işlerini yaparlar.

Başarılı bir öğrenciydim. Üniversiteden peyzaj mimarı olarak mezun olunca, 21 yaşında, bir büyüğümün desteğiyle Hollanda'ya fidanlıkta çalışmaya gittim. 1,5 yıl kaldım arazide. İş disiplini, iş ahlakı, hatta bisiklete binmek ne demek orada öğrendim. Bir gün camdan dışarı bakıp acaba Türkiye'de de böyle bir fidanlığım olur mu diye hayal etmiştim, şimdi böyle bir fidanlığımız var.

Sivil toplum kuruluşlarında, girişimcilik, kadınların istihdama kazandırılması, iş hayatında olmaları, kız çocuklarının okuması konularında çalışmalarım var.

Söylediğiniz bir söz birine dokunuyorsa örneğin 300 kişiye seslendiğinizde sizi beş kişi duyuyorsa zaten olacak olan o beş kişidir. O beş kişi dünyayı değiştirebilir. O yüzden daha çok seslenmek lazım seslenelim ve mutlaka duyan çıkacaktır."

Nesrin Karaoğlu Otuzoğlu, Peyzaj Mimarı
İstanbul, 10 Ağustos 2018

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi insanhikayeleri.com.tr’ye aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Devamı
Ben onu kalbimde büyüttüm

6 yıl önce biyolojik anne baba olamayacağımızı öğrendikten sonra, evlat edinmeye karar verdik. Baturalp ismini verdiğimiz oğlumuzu doğar doğmaz kucağımıza aldık. Yeni düzenimize alışmaya çalışırken oğlumuz rahatsızlandı, daha 20 günlüktü. Hastanede menenjit teşhisi kondu. Durumu o kadar ağırdı ki neredeyse hiç umut vermediler. Şimdi 6 yaşında, hayata var gücüyle tutundu. Ancak bedenini hiç bir şekilde kullanamıyor, konuşmuyor, gülmüyor ve en ağırı hiç bir isteğini dile getiremiyor. Baturalp’a karşı eşimin de benim de sonsuz bir sevgimiz var. Biyolojik ailesinin istemediği bir çocuk olarak dünyaya gelmesi bir yana, bir yandan da minicik bedeniyle bu ağır hastalığı ile mücadele ediyor.

Oğlumu karnımda büyütmemiş olabilirim ancak ben o'nu kalbimde büyüttüm. Ne uykusuz geceler, ne zor tedavi süreçleri, ne maddi ne manevi çabalar bana da eşime de bir an dahi yük gelmedi. Çevremizdeki insanlar bizim oğlumuz için büyük bir şans olduğumuzu dile getirirler sık sık, ancak o bizim şansımız.

Türkiye şartlarında engelli olmak ne demekmiş yaşaya yaşaya öğrendik. Yüzme bilmeden denize düşmüş gibi, çırpınarak bir yola girebildik. Fizik tedavi uzmanımız, ailelere yol gösterir misiniz diye bir teklifte bulundu. Seve seve elimden geldiğince destek olacağım, tecrübelerimi paylaşacağım.

Eskişehir engelliler için iyi işler yapılan bir şehir. Oğlumuz 4 yaşındayken fiziksel şartlarına rağmen anaokuluna yazıldı. Arkadaşları hiç yadırgamadılar, çok sevdiler. Sene sonunda öğretmeni, fotoğraflarından oluşan bir klip hazırlamıştı, Baturalp ile ilgili yaşadığım en mutlu gündü.

Herkesin evladı ile ilgili umutları, hayalleri vardır. Benim tek bir hayalim var. Uzak ya da yakın ama bir gün, bir kez dahi olsa bana ‘anne’ diye seslenmesi...

Sema Çebi, Anne
Eskişehir, 7 Temmuz 2018

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi insanhikayeleri.com.tr’ye aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

 

Devamı