Nurhayat Baysal

  • Nurhayat Baysal3 Hikaye


    Beni takip edin:

    1966 yılında Istanbul’da doğdu.Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu.Uzun yıllar turizm şirketinde kurumsal seyahat danışmanı olarak görev yaptı. 5 yıldır fotograf ile ilgisini atölye ve proje çalışmalarının ışığında gelistirmeyi hedefledi.Seminer ,atölye ve proje çalışmaları devam etmektedir.

Uzun boyunlu kadınlar

Uzun boyunlu kadınlar

Ben Moh, 67 yaşındayım. Beş çocuğum var. Kocam bir ay önce vefat etti. Şimdilerde İnle Gölü bölgesinde yaşıyorum. Doğduğum yerde çiftçilik yapıyorduk ve zor bir yaşantımız vardı. Buraya geldiğimizde ise örgü giyecekler yapmaya ve bunları turistlere satmaya başladık. Aylık gelirim bölgeye gelen turist sayısına göre değişiklik gösteriyor.

Kültürümüze göre, uzun boyunlu kadınlar daha çekici ve güzel olarak kabul ediliyor. Dokuz yaşındayken 13 parçalı boyun halkası takmaya başladım. Bu halkaların sayısı yaşım büyüdükçe arttı. Onyedi yaşındayken 14, yirmi yaşına geldiğimde ise takılabilecek maksimum halka sayısı olan 25 parçalı boyun halkası takıyordum. Bir halkada iki farklı ve birbirinden ayrı parça bulunur. Bu halkalar saf bronzdan yapılır ve tek parça olarak takılır. 25 parçalı bir boyun halkasının yaklaşık ağırlığı 10 kg. kadardır. Sadece uyurken taktığımız ekstra bir halka da vardır. Uyurken halkaları öne bakacak şekilde çeviririz, normalde ters olarak takarız. Her ne şart altında olursa olsun bu halkaları ömrümüz boyunca hiç çıkarmayız.

Elbisemin rengi bizim geleneksel rengimiz. Bence elbisem ve halkalarımla çok güzel görünüyorum.

Moh Khara
İnle Gölü, Myanmar, 20 Ocak 2019

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi "İnsan Hikayeleri Projesi" fotoğrafçılarına aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Devamı
İnsan yalan söyler, iş yalan söylemez

Ben Efrim, Mardin, Midyat’lıyım. Efrim'in Ermenicesi Yeprem. Herkes beni Yeprem usta olarak tanır. 7 sene Mardin'de kaldıktan sonra İstanbul Kumkapı Patrikhanesi'ne muhacir olarak geldik. Fakirdik, 5.sınıfa kadar okuyabildim. 1979'da kuzenim beni Kapalıçarşı'ya, gümüş ustası Avaktürk usta'nın yanına getirdi. Zanaatkar olup olmadığımı anlamak için en zor işleri bana verirlerdi. Zoru başardım ve "Balyan" adını verdiğim kendi firmamı kurdum.

Olabilecek işleri, modelleri kabul ederim, ne saçma iş yapmış dedirtmem. Bu iş benim gururum. Türkiye'nin en iyi tepsi ustasıyım diyebilirim. Tepside çok model vardır, kakma güllü, çiçekli modeller kolaydır, hata kabul eder. Düz model en zorudur, düz modelde ufacık nokta hemen kendini gösterir.

Çekiçle vurmak çok önemli, 7-8 senede anca öğrenirsin. Her ustanın bir çekici vardır. Atölyelerde hiç kimse birbirinin çekicini kullanmaz. Ben, kendi örsümü de kendim yaptım. Aletleri, malzemeleri kendime uygun hale getirmezsem randıman alamam. Çekiç vurunca doğru bir ses vardır, örs oynayınca o ses gelmez. O sesi takip edersin, rahat çalışamazsın. Örsü ya sıkılaştıracaksın ya da suya atıp şişireceksin. İnsan yalan söyler, iş yalan söylemez. İş kendini gösterir, bakınca iyi işi hemen diye görürsün.

İkinci branşım antika tamiri. Herkes korkar, eline almak istemez çünkü eşya bir sakatlansa ikincisi yoktur ama hepsinin üstesinden gelirim. Bunu Yeprem usta yapar diye bana getirirler. Antika çanta tamiri bile yaptım.

Sanatçı olmak güzel, size değer veriyorlar. Bilgi Üniversitesi'nde, endüstriyel tasarım derslerinde öğretmenlik yaptım. Tasarım öğrencileri, çekiç sallamayı, ürün tasarlamayı burada öğrenirler. Ücret istemem, öğretirim. Bu işi öğrenmek isteyen genç çırak çok az. Keşke gelseler de, biz de hayattayken bu işi öğretsek.

Efrim Sögüt
İstanbul, 16 Ağustos 2018

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi insanhikayeleri.com.tr’ye aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Devamı
Evlenmem için bir aslanla dövüşmem gerekiyor!

Ailemle birlikte Kuzey Tanzanya'nın Nagarino bölgesindeki köylerden biri olan Arusha'da yaşıyorum. 28 yaşındayım. Hayatımı plajda incik boncuk, takı satarak kazanıyorum.

Elbette birgün ben de evlenip ailemin yanından ayrılacağım, fakat birden fazla kadınla evlenebilecek kadar cesur olduğumu kanıtlayabilmem için bir aslanla dövüşüp, onu öldürmem gerekiyor. Buna inanabiliyormusunuz? Bir Maasai erkeği olarak, kabilemdeki hemen hemen her erkek ve atalarım gibi bende hayatımı çok eşli olarak geçirmek istiyorum. Lütfen dikkat edin, burada ‘her erkek’ sözünün altını çiziyorum çünkü poligami kadınlara yasak. Ne yapalım, gelenek böyle.

Ha, bir de zıplamak var. Size ondan da bahsetmeliyim. Zıplamak zaten bizim geleneksel dansımız. Bunun yanı sıra yükseğe zıplamanın, müstakbel eşlerimin ailelerinden evlilik izni alırken daha az para ödememi sağlamasını umuyorum. Tahmin edeceğiniz üzere, durmaksızın zıplama antremanı yapmaktayım.

Evlenir evlenmez en az 5 çocuk sahibi olmayı hedefliyorum. Onların benim aksime eğitim görmelerini, benim ve ailemin hayatlarından daha kolay bir hayata sahip olmalarını istiyorum.

Hayattan ve gelecekten diğer beklentilerim; bir araba sahibi olmak (ama bunun nasıl olabileceğini hiç bilmiyorum), sinemaya gitmek ve ölmeden önce birçok Avrupa ülkesini gezmek. Bütün hayallerimi gerçekleştireceğimden emin değilim, fakat hayal kurmaya devam edeceğim.

Emmanuel Hung
Zanzibar, Tanzanya, 16 Haziran 2018 

Daha fazla hikaye için bizi Facebook ve Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Bu fotoğraf ve hikayesi insanhikayeleri.com.tr’ye aittir. Paylaşmak ve alıntı yapmak isterseniz, ilgili bağlantıyı ve #insanhikayeleri #humanstories etiketlerini kullanmanızı rica ederiz.

Devamı